Gece meydana gelen bir deprem, özellikle uykudan uyandırdığında çok daha sert ve korkutucu hissedilebilir. Ancak depremin gece olması, onun fiziksel olarak daha güçlü olduğu anlamına gelmez. Bir depremin ne kadar hissedileceğini büyüklüğü, derinliği, bulunduğunuz noktaya uzaklığı, zeminin özellikleri ve içinde bulunduğunuz yapının davranışı gibi birçok farklı unsur etkiler.
Gece saatlerinde ise çevresel koşullar değişir. Trafik, insan hareketliliği ve günlük yaşamın oluşturduğu titreşimler büyük ölçüde azalır. İnsanlar da çoğunlukla oturuyor, uzanıyor veya uyuyor olur. Bu sakinlik, normal şartlarda fark edilmeyebilecek küçük hareketlerin daha kolay algılanmasına neden olabilir.
Özellikle yatakta olmak sarsıntıyı daha belirgin hâle getirebilir. Vücudun geniş bir bölümü yatağa temas ettiği için yapının hareketi doğrudan hissedilebilir. Sessiz bir odada sallanan bir eşya, titreşen bir cam veya hareket eden bir mobilya da dikkati çok daha hızlı çeker.
Buna bir de uykudan aniden uyanma durumu eklendiğinde, kişinin sarsıntıyı olduğundan daha yoğun algılaması mümkün olabilir. Gece depremlerinin daha korkutucu hatırlanmasının nedenlerinden biri de budur.
Kısacası, gece olan bir deprem otomatik olarak daha güçlü değildir. Fark yaratan çoğu zaman depremin kendisinden çok çevrenin sessizliği, kişinin dinlenme hâli ve sarsıntının daha kolay fark edilmesidir.
Deprem konusunda doğru ve sade bilgi için Sismograf'ı takip edin.